Hoş geldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş yada Kayıt.    Kayıp Parola?

Sarıkamış Harekâtı
(1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
Şiir hakkında (sohbetler)
Alta gitSayfa: 1
BAŞLIK: Sarıkamış Harekâtı
#85
Sarıkamış Harekâtı 3 Yıl, 8 Ay önce Karma: 0
Merhaba edip yürekleri,

Sarıkamış Harekâtı Türk tarihinin en dramatik olaylarından biridir. Elbette kahraman bir milletin evladıyız fakat Bizim kahramanlıklarımız aynı zamanda zaferlerle birlikte acılarda yaşatmıştır. Yemen´nin kavurucu sıcağından, Sarıkamış´ın dondurucu soğuğuna yazlık elbiseyle çarıksız koşan körpe fidanların hikâyesi yakar sinemizi. Bu bir efsanenin ayakta kalma ve yaşamak için son çırpınışıydı. Asırlarca içten içe altını oyan dış ve iç mihraklar ve yıkılan bir devin çıkardığı feryadının adıdır, Yemen, Çanakkale, Sarıkamış... Sarıkamış denince içim burkulur dağ taş çarıksız cesetlerle görünür gözüme, hüzün kaplar içimi. Binlerce Anadolu evladı gömüldü karlara gecenin kör vaktinde mosmor bedenle. Sarıkamış şehitler acılar yurdu... Sarıkamış, Türk Tarihinin ve savaşlarının en acı olanıdır. Bu acıyı fedakârlıkları, cesareti, ulvi davranışı en iyi şekilde idrak edip gençlerimize aktarmalıyız. Bu aslında yenilgi değil, kendini feda etmenin destanıdır…

Şu an o günlerin ikliminde yaşıyoruz adeta yüreklerimizde. Savaşın vahametini çok yıllar sonra detaylı öğrenip idrak ettik ve içimize ateş düştü. Öyle bir ateş ki bu, öyle bir kor ki, ocaklara düşen, hayali bile yakar kavurur yürekleri... Bu günler gene Sarıkamış’ın dağlarına gözyaşı karıştı. Acı karıştı. Feryat karıştı. Yürek yangını karıştı.İyi ki şehid denmiş adlarına... İyi ki Kur'anımız onları cennete götürmüş. Rabbimiz “Ölmedi onlar, demiş. Yaşıyorlar, diriler ama siz farkında olmazsınız” demiş. Hep bir burukluk hissettiren anılarıyla, gülüşleri ile, içemedikleri su ile, yiyemedikleri burcu burcu ekmek kokusu ile yaşarlar sinemizde. Anaların kalbi unutmaz. Dizine yatırıp başını okşar şehit yavrusunun ana. Ana yaşatır. Sarıkamış cennet kokar bu günlerde... Şehitlerin düştüğü toprak başka dost olur insan. Yüreğini dayar karlı toprağına ve sanki fısıldaşır sarıçamlar ile... Rabbin muştusu ile teselli bulur seyredenler. Onlar gitmiş ve kutlu Peygambere komşu olmuşlardır. Onları Peygamber kucaklamıştır, saçlarını okşamıştır. Şehit bu, kolay mı? Can pazarında vermiştir canını. Allah ile alış - veriş yapmıştır. En büyük alış – verişi yapmıştır. Şehitler bilir bunu. “Gitti gelmez bahar yeli şarkılar yarıda kaldı” Bir tarih ve hüzün bir kelepçe gibi sıkar yüreklerimizi... Doksanbin fidan bu… Her biri Denizli'den Erzurum'a, Diyarbakır'a, Urfa'ya kadar... Anadolu'nun ve Yemenin bir köşesinden gelmiş yalın ayak yazlık kıyafetle. Doğusu Batısı ile, Türkü Kürdü ile birlikte.“Sözün bittiği noktaya ” Sarıkamış. Destan mı desek facia mı desek...

Anadolu insanının, kadını erkeği ile vatanın üzerine kapandığı bir yaman iklimdi. Ve emperyalizme karşı bir haysiyetli duruştur. Anadolu toprağı Sarıkamış’ta böyle yoğrulmuş Allahuekber Dağlarında böyle harman olmuş yiğitler...



Sarıkamış Mehmetçiğin her şart altında irade, cesaret ve disiplinden oluşan karakterini nasıl muhafaza ettiğini tarihe altın harflerle yazdığı bir semboldür.' Değerli dostlar,gümüş tenli çam ağaçları, rengârenk tüllenen masmavi gökyüzü ve nergis bakışlı çocuklar ayazdan yüzleri güz patatesi gibi delikanlılar… Tıpkı bir mecnun misali bitimsiz bir sevda sarmalıyor gamzeli kız edasıyla her Sarıkamış ismi geçtiğinde içimden... Ne kadar sevda çekseniz azdır bu beyaz duvaklı süzülüp göklere uzanan tutkunun diyarına…Kar yağıyor ışıl ışıl Allahüekber Dağlarından .Kardelen irem bağı şehitlerin bağrında..Az ilerde bir ozan “Taze Gelin Zülüflerin Tarumar” diye bir türkü tutturmuş sanki karanlığın ardından…Bin bir renge boyanmış hüzünlü çehresiyle . Itri gibi ses verir… Ve ilerde Şehitler Abidesi bir ulu çınar gibi… Sarıkamış bir sevda onunla yatar onunla kalkar musikili yürekler.
Muhterem kardeşlerim; Sarıkamış var olmanın sevinci. Sarıkamış bir tarih, Sarıkamış okşanacak, koklanacak büyülü bahçe. Her şehrin ruhu vardır mutlaka amma Sarıkamış’ın ruhu apayrı…

Kış oldu mu gelin gibi süslenir
Leyla mecnununa burdan seslenir
Yeşil ormanından makber beslenir
Ölümsüz ülkemde yâr Sarıkamış

Sarıkamış’ı Seyretmek, şehit sesleri duymak sessizce dünyaya kapalı, ruhlara açık huzur içinde... Sarıkamış’ı seyretmet apayrı bir beste sarıçamlar beyaz kardelenler sanki ruhumu çerçeveliyor. Bir kaç dakika da olsa seyredip hissetmek ve sessizce şehit kokularıyla koklaşıp konuşmak Sanki bana bakıp, tatlı tatlı gülümsedi bir ara"Hoşçakal, Ömerciğim!" diyerek… Ben maziyle oynayıp, keyifle yazarken o bağıra bağıra muhasebe yapıyordu. Daha sonra sitem ediyordu ödevine çalışmayan komutanına "Peki, neden komutanım neden ." sorup dinliyordu sanki… Nafile, ses yok, komutan yok, görüyor gibiyim o ak alınlı ana kuzusu Yiğitleri,çamlarla fısıldaşıyor gibi..Hiçbir şey söylemeden sadece "Hoşça kal, şehidim Seni seviyorum!" deyip. Sonra benliğime geri dönüyorum. Bir uhrevi ses ve boş boş ayazlara bakarak uzun uzun tefekkür… Sarıkamış seni seyrediyorum ve yeniden yaşıyorum bir ömür yaşadıkça yaşayacağım… Seninle tüter o yeşil ve beyazın içime sindiği hüzün besteleri. Şehitler sıcacık gülümseyip huşuyla yattıkça ben de yatağımda rahat uyuyacağım, Sarıkamış sen şehitlerin ana kucağı benim vatanımın buğu buğu hüzün tüten beyaz ülkesisin. Seninle yaşayıp seninle öleceğim. Sarıkamış Şehitlerini Rahmet Ve Minnetle anıyorum… Kimse yenilmek için savaşmaz. Bende herkes gibi hatalarını eleştiriyorum ancak bir Fatiha’yı onlara okumayı borç biliyorum. Böyle zamanlarda ancak bize düşen ders çıkarıp ileriye iyi bakıp önümüzü iyi görmek"Niye ,Neden ,Niçin " i araştırıp suçlu aramadan vazgeçmek en isabetli bakış ve tespit olur diyorum..Bir Sarıkamışlı olarak ve Sarıkamış faciasını yaşayan bir milletin evladı olarak Bundan ders çıkarıp o mübarek makama erişen şehitlerimize Allah’tan Rahmet diliyor tekrar bir şiirimle saygılar sunuyorum…








Bir Başka Güfte Var Sarıkamış’ta

bir beyaz güfte Sarıkamış’ta
küskün bir eda ile sarar beni bir matem
gözyaşlarım dökülür gaipten sesler gelir
kör kağnılar gıcırdar ızdırap şarkısıyla
tasalara bürünür gömülürüm sihirli ağıtlara…
bambaşka yankılanır Sarıkamış, bambaşka.
sonra ruhumu sarar efsunlu musikiler.
geceye bir sessizlik yayılır siner çileli
geceler uzanır da uzanır
doksan bin şehit uzunluğunda…

derken bir düşünce alır götürür beni
Allahuekber dağlarına bulutlarla birlikte
zaman durur, hayat durur, yaşlar donar
ayazın kucağında
karlara her dokunuşta
yutkunur yutkunur boğulurum birkaç kez
ayazın en kırak yerinde
duygularım kâh coşar kâh emekler
Sarıkamış ah Sarıkamış …
şehitlerin mekânı hüzünlerin diyarı
her tarafın ızdırap ızdırabın türküsü
her tarafın bir destan bir destanın öyküsü
kim bilir belki de Sarıkamış bir perde mi ne
vuslata açılan tarihin son sayfasında,
ruhum soluklanır duygularım dirilir
karlar okşar baharın çehresiyle
her Sarıkamış duyduğumda…
ateşin donduğu ölümün gülümsediği
ölümün hayat bulduğu yer Sarıkamış
yanar kelimeler aşkla AllahuEkber dağlarında
her bahar kardelenler açınca.

köpürür şehit kokulu dereler kar sularıyla
Hu deyip akar her mevsim baharın kucağında

öt bülbül öt işte tam zamanı ötmenin
gülde burada gülistanda
her tarafım bembeyaz her tarafım yemyeşil
gelin odası mı ne
beyazın ikliminde şehitliğin her rengi
konuş susmak yok yanık sevda bu
susmak yok konuş sen konuş sarıçam sen
şu Merzifonlu Mehmet
bak buda Şırnaklı Hasan
nasıl da yakışmışlar yan yana ve sırt sırta
utansın Gabar dağı utansın şahadetsiz hortlaklar
konuş Sarıkamış konuş söyle neden sessizlik
bu ne dertli sessizlik sükûtta üşüyorum
bu suskunluk nedendir hem sitemin kimedir...

Ömer Ekinci Micingirt

Karlı Dağ

Hani var ya şu yamaca yaslanan,
Karlı dağın gamzelisi benimdir
Toprak kokan musikide ıslanan
Eliflerin hemzelisi benimdir

Bu dağların çehresine dön bir bak
Ses veriyor anlayana bu toprak
Gül- i ranâm ses vermeyi sen bırak
Güzellerin huzmelisi benimdir

Her perdeden nur koklatan gülüşler
Cilve cilve yaprak yaprak teşvişler
Sevgi, saygı edeb iffet bu işler
Leylaların yazmalısı benimdir

Hele yaklaş bakışları hummalı
Sanki ürkek yavaş yavaş sunmalı
Beni yârim gözyaşında yummalı
Mecnunların çizmelisi benimdir

Ömer Ekinci Micingirt


Allahuekber Dağı

O benim mahremim duvaklı gelin,
Karlı dağ dediler beyaz örtülü.
Zifaf yok hüznü var aşksız güzelin,
Kırağı bezeli hâlâ kâkülü…

Başladı velvele kırıldı testi,
Dermansız ağıtlar içime esti,
Dereler mübarek dağ mukaddesti,
Rüyama dokundu şehidin eli.

Zirveyi birazdan tipi tepecek,
Hep beni doksanlık ayaz öpecek,
Ve beyaz cazibe aşkı serpecek,
Adeta bir Leyla dünya güzeli.

Ömer Ekinci Micingirt

Soğanlı

Bembeyaz kuşatmış acı hatıra,
Hüzünle diz dize yaslı Soğanlı,
Bu bir acı destan sığmaz satıra,
Kederli tasalı hisli Soğanlı…

Orkestra ney sesi kuşlar ırmaklar,
İç içe baş başa başsız kalpaklar,
Efsunlu ağıtlar kardan konaklar,
Ölmeden ölmenin aslı Soğanlı…

Sormuştum baş koyup acaba niçin,
Ne desem bilmem ki basiret… Geçin,
Köprüler yıkıldı bir deli için,
Maziye haykıran Karslı Soğanlı…

Soğanlı Sarıkamış Şehitleri ve dağ ve yaylalarının bulundu bölge içinde benimde büyüdüğüm bir yayla

Ömer Ekinci Micingirt


Sarıkamış Şehitleri

Gelinlik giyinmiş körpe kız gibi,
Karlara serildi Sarıkamış’ta.
Mevsimler ağlaştı gece buz gibi,
Şafaklar gerildi Sarıkamış’ta.

Mehmedim çarıksız Yemenden gelmiş,
Pak beden mor oldu Sarıkamış’ta,
Gök mavi yer beyaz, kefeni almış,
Bir tufan görüldü Sarıkamış’ta.

Hoşaftı menusu yağsız yemekler,
Öğünler bir oldu Sarıkamış’ta,
Ağlaştı mevcudat ve de melekler,
Ak yaşlar nar oldu Sarıkamış’ta.

Yıldızlar ağlaştı bulutlar indi,
Defterler dürüldü Sarıkamış’ta,
Namlular yırtıldı taşlar delindi,
Bir tarih yarıldı Sarıkamış’ta.

Cilvesidir lakin buda kaderin,
Zor nizam kuruldu Sarıkamış’ta,
Yaram çok ağırdır çıban çok derin,
Silahsız vuruldu Sarıkamış’ta.

Sarıkamış dinle tarih seslenir,
Şehitler soruldu Sarıkamış’ta,
Abide gerekli ruhlar süslenir,
Emr-i Hak verildi Sarıkamış’ta.

Bak Ömer rikkatle, bak perde perde,
Bak Mehmet pir oldu Sarıkamış’ta,
Şehitler ölmez Hay! Şehit her yerde,
Cennete girildi Sarıkamış’ta.

Ömer Ekinci Micingirt



Sarıkamış'ta

Bakışlar karakış göğe dikildi.
Mevsimler ağlaştı Sarıkamış'ta
Körpecik bedenler kara ekildi,
Nur arşa ulaştı Sarıkamış'ta

Sineler buz tutmuş, yatar ayazda,
Bülbül figan eyler güller niyazda,
Ağıt anlatamaz duyguda sazda,
Hür vicdanlar kıştı Sarıkamış'ta.

Kalanlar çıldırdı aman Allahım!
Ürperdim irkildim sarstı günahım,
Gözyaşım azığım, dua silahım,
Plan suya düştü Sarıkamış'ta

Demeyin kardelen yandı ciğerim,
Hesaplar çok ağır yaram çok derin,
Ağırdır dostlarım, ağır kederim,
Melekler uçuştu Sarıkamış'ta.

Düşündüm Yemeni ve üşüyorum,
Karıştı karlara ben yaşıyorum,
Bu vebal çok ağır, zor taşıyorum,
Moskof bile şaştı Sarıkamış'ta.

Uyan şehit uyan kar uykularda,
Bölük bölük yatar canlar ard arda,
Kokunu aradım akan karlarda,
Bir mazi tutuştu Sarıkamış'ta.

Tarih şahit bize ölümsüz millet,
Şehitler ölmez ki bitimsiz hasret,
Gül açtı gözyaşım tüllendi kasvet,
Şehitler buluştu Sarıkamış'ta.

Acım boğum boğum kısıldı sesim,
Kader böyle imiş Ömer ne desin,
Ülkemden toplandı hemen her kesim,
Yatanlar gardaştı Sarıkamış'ta.

Ömer Ekinci Micingirt

Şehidin Elleri

Bin bir renkte şu şehidin elleri
Bu yiğitler dirilişi görürler
Aşk bürünmüş Sarıkamış yolları
Şehit ölmez! Bedbaht ruhlar ölürler

Ey Allah’ım matem sardı her yanı
Dağlarımda hüzün biter ne acı
Şahadettir yiğitlerin harmanı
Şahadetsiz beyinlerin ilacı

Yetimlere benim ahım efkârım
Karlı dağlar yavuklular nağmesi
Dertli dizem ağıt yüklü eşarım
Benim ülkem renk renk şehit bahçesi

Sarıçamlar dalga dalga dupduru
Gök gürledi selam durdu her yanda
Hele durun bu şahadet huzuru
Ölümsüzlük şühedadır mizanda…

Ömer Ekinci Micingirt

Kubbeler
Nedense sebepsiz aradım seni
Önce koşma yazdım sonra mersiye
Hem kimler vurdular yürek buseni
En derin sığındım ben ebediye

Salmışım kendimi her halim girift
Seninle baş başa senden habersiz
Ve kardan kubbeler üst üste çift çift
Kan beyaz sensizlik gelin var ersiz

Onurlu velvele şahadet her yer
Ağardı dudaklar o sâda ile
Beni de mor sükûn sararsa eğer
Söyleyin o artık şüheda ile
Ömer Ekinci Micingirt


Aradığım Kent

Hangi tepelerde aradığım kent
Sessizce koşanlar fevkinde amma
İçimde hafakan hissimde kement
Her şey O’na ayan her şey muamma

Ses verir arada gelir sahibi
Minare gibi hoş şu bizim dağlar

Sıladan sılaya çarpacak gibi
Kerem yüzlü sarhoş şu bizim dağlar

Hele de miğferi ayaz tutuşur
Galiba kavradım apayrı mana
Ruhu alev alev gönlü hep üşür
Kimin ikliminde gece yan yana

Ömer Ekinci Micingirt
micingirt
Yeni Kalem
Gönderiler: 1
graphgraph
Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
#86
Cvp: Sarıkamış Harekâtı 3 Yıl, 8 Ay önce Karma: 1
Cok güzel bir calisma, tebrik ederim Ömer Bey.
Yanlis savas stratejisi yüzünden bos yere soguktan ölen binlerce vatan evladimiza ne kadar yansak azdir.
Fedakar sarikamis sehitlerine Allah gani gani rahmet eylesin.
ferda27
Amatör Kalem
Gönderiler: 20
graphgraph
Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
#87
Cvp: Sarıkamış Harekâtı 3 Yıl, 8 Ay önce Karma: 1
Bu yazısından dolayı Ömer beye teşekkür ediyorum.
Duyarlı kalem,güzel bir çalışmaydı,
ayrıca şiirlerini okumak onur oldu selamlar.
serap-YÖNETİM
Yönetici
Gönderiler: 39
graphgraph
Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
#88
Cvp: Sarıkamış Harekâtı 3 Yıl, 8 Ay önce Karma: 0
ata, baba, asker, paşa
gözüpek cengâver paşa
sen Turan'da binler yaşa
Enver Paşa Enver Paşa
bak şu gözümdeki yaşa

karlar bir erisin hele
Sarıkamış gelsin dile
varmak düş oldu menzile
Enver Paşa Enver Paşa
gayrı son ver bu savaşa

sılamızın sıcağına
yar kokulu bucağına
babamızın ocağına
Enver Paşa Enver Paşa
dönelim izin ver paşa

ordulara can ver paşa
tut şanından şan ver paşa
bizi bize sen ver paşa
Enver Paşa Enver Paşa
biz yenildik kara kışa

kar altında döndük taşa

.....

şiirin hikâyesi:


Bir durdurulabilse zaman çarkları,
Kanatlanılabilse,uçulabilse, varılabilse…
Enver Paşa’nın mağrur kulaklarına fısıldanabilse,
Al paşa, al emri dense
Ne olur salma civanlarımı dense,
Dağlar dağlar ölümlü dağlar

Birinci Dünya Savaşı’nın en dramatik olaylarından biri de Kafkasya Cephesi diye bilinen Doğu cephesinde yaşandı.
Bu cephe aynı zamanda Osmanlı-Rus savaşlarının da adeta arenasıydı.On binler dinmek bilmez bir tipi altında dağlara sürüldü.Mehmetçiğin çoğu tek bir kurşun dahi atamadan ölümün soğuk yüzüyle karşılaştı.O yıllarda devleti yönetenler ile komuta kademesinin yanlış hesapları ve hikayelerde bile rastlanmayacak türden maceracılığı bu bölgenin işgale uğramasına ve doksan bin askerimizin hayatına mal oldu.

.....


a t l a n t i s
Bu resim ziyaretçiler için gizlidir. Görmek için lütfen giriş yapın ya da kayıt olun.
mamy ex LLL
Yeni Kalem
Gönderiler: 3
graphgraph
Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Sadece Kayıtlı kullanıcılar yazı yazabilir.
 
Üste gitSayfa: 1
www.Dostkalemler.com